Ashley sabahın köründe, henüz işe gitmeden önceki o ani kıvılcımı arıyordu. Madrid’in dar sokaklarında, azıcık yorgun ve uykulu haliyle karşısında dikilen adamın sert bakışları arasında kayboldu. O an, Ashley’nin içinde yanan o pis arzuyu bastırmak mümkün değildi. Adam onun küçük bedenini sıkıca kavradı; parmaklarının cılız belinden aşağı inişi, onu deli gibi çıldırtıyordu. Dudakları bir an bile durmadı, hızlıca amcığını yalayıp ısırırken Ashley’nin nefesleri kesildi, gözleri hafifçe kapandı.
Yarak çoktan saçılmış durumda; adamın kalın kökünü göğüslerinin arasına alıp ileri geri sürmesiyle amcığından sıcak salyalar akmaya başladı. Ashley’nin sesi apartmanın boş koridorlarına yankılanıyordu; her inilti, her homurtu, onun ne kadar kirli ve hazır olduğunu haykırıyordu. Adam hiç acımadan sertleştirdiği yarakla onun amcığını parçalıyor gibiydi. İçine doldukça daha da taşan istekle, Ashley yere eğilip adamın topuklarını yaladıktan sonra hızını arttırdı.
Adam artık kontrolü tamamen kaptı; hızlı hızlı dayayıp hırıltılarla siken bu folloşa karşı koymak imkansızdı. Her köklemeyle Ashley’nin bedeni sarsılıyor, amcığı delinip delik deşik oluyordu. O minicik am’ını her defasında daha derinlere açarken adam da kendi doruk noktasına yaklaşıyordu. Sonunda o an geldiğinde bedenleri tamamen uyum içindeydi; adamın yarak ucu sarkmış bir şekilde amcığın dibinde titreyerek boşaldı. Salgıları Ashley’nin içine akarcasına yayılırken ikisi de ağır ağır nefeslerini topladı.
Ashley dudaklarından hafif bir tebessüm düşürüp, “Hadi işte…” dedi kendi kendine, yüzünde hem suçlu hem de tatmin olmuş o iğrenç ifade vardı. Bu hızlı ve sert sikiş onlara yetmişti; Madrid’in soğuk sokaklarında sakso yaptığı bu anlık zevk için her şey feda edilmeye değerdi.

