Odanın loş ışıkları altında, yumuşacık kalçalarıyla karşısında duran o folloş, dayanılmaz bir cazibeyle davetkar poz veriyordu. Geniş, yumuşak kıvrımları, her hareketinde hafifçe sallanıyor; sanki içinde sakladığı o deli dolu amcığını fısıldıyordu. Yarağı hazırdı; elindeki kayganlaştırıcıyı bolca sıktıktan sonra tereddüt etmeden arka kapıyı hedef aldı. İlk dokunuşunda bile amcığını tamamen içine alan o sıcaklık ve daralma, damarlarındaki kanı aniden kaynattı.
İki dakika sürmez diye alay eder gibi gülüyordu; ama gerçek tam da buydu. Her kökleyişte daha derine gömülüyor, sertleşen yarağını amcığın kıvrımlarına hapsediyordu. Kadının yokluğuna rağmen onu sımsıkı kucaklayan o sıkılık, nefesini kesiyor, vücudunun her zerresini coşturuyordu. Sert dayamalarla kalçalarını masaya çarpıyor, o hamur gibi hissi altüst ediyordu. Kadın ise bağırmaya başlamıştı: “Daha fazlasını istiyorum!” diye yalvarıyor, amcığına karşı koyamıyordu.
Yarağı boyunca ıslandıkça hızını arttırdı; her inleyişiyle kadının amcığından yayılan o çıtırtılı sesler ortamı doldurdu. Kalçalar hızla yukarı aşağı inip kalkarken arkadan yaklaşan zevk duvarına direnmek imkânsızdı artık. Sert ve hızlı köklemesiyle kısa sürede zirveye ulaştı; beyaz sıvısını derinlere bırakırken kadının yumuşacık amcığı onu kavrayıp bırakmıyordu.
Sert bir şekilde çekip çıkardıktan sonra bile kadın arkasından yalvarmaya devam etti; “Bir kez daha! Amcığımda kal!” diye inliyordu. O ise nihayet rahatlayarak gülümsedi; bu büyük ve yumuşak fosforlu amcığa hükmedebilmek onun en büyük zaferiydi. İki dakikayı geçemediği yerde ona yıllarca esir olacağı belliydi. Bu gece bedenler değil, hırslar konuşuyordu ve kimse kazanamıyordu…

